akademim

Temmuz 17, 2007

Şimdi senle kaldı dünüm ve yarınımda sen varsın…

Kategori: Gurbet Günlüğü — akademim @ 5:46 am

                                                                .

kuslar.jpg

                                                              .

                                           [ Kemal Sadık - Yalova  ]

                                                              .

[ Bu mektup, can dosta gurbetten sızan duyguların gölgesidir. O'na mütevveccih bir sevginin tefekküre vesile olması duasıyla kendisinin rızası alınarak yayınlanmıştır.  ]

                                                              .

“Yazacaklarım seninle ve benle mi ilgili yoksa bu ilgiler içinde başka bir çıkış yolculuğu mudur?”karmaşıklığı içinde, bir mektupla olsun dindireyim istedim duygularımı…

.

Uzun zaman oldu görüşmedik, yazışmadık ve ne yazık ki halleşmedik seninle. Belki bu uzun zaman anlattı tüm bunların anlamını. Fakat zamanın uzamasıyla bu anlamında yitirileceğini düşünemezdim. Görüşmeden saatler geçer oldu, zaman akıyormuş sensiz anlarda bile.

.

Senin bendeki güzelliğin O’nu hatırlatmanda gizliydi. Yokluğunda ben, seni O’ndan dilenerek O’nu anıyorum. Andığımda yanıyor, yandığımda kanıyor gibi oluyorum… Ve bu güzelliği böyle yaşatıyorum. Bilemiyorum…

.

Dünle kaldı sözlerim, ne de güzeldi günlerim, yahu nereden çıktı gitmek, hiç çıkmaz mı gelmek şimdi. Sözleri şiir gibi dizeyim dediysem de görüyorsun bende bu şairlik işinin gölgesi yok. Ne bileyim galiba senin içine akabilir miyim diye her türlü söz taklasını atıyorsam da her defasında yere çakılıp tümüyle bozuyorum ahengi.

.

Söz dünden açılınca her ne kadar söz fakiri olsam da benim de tarihe ilanı-ı nimet cümlelerim olsun.

.

Mutluluğun mini gülümsemelerini bağrında soldurma dün! Bizim zamanımıza duyarlı ve vefalı ol yarın! Ama sende kalsın anlatma kimselere olmaz mı?

.

Dakikaları sayfalara yazıp ayrılığın zamanını anlatamadığım duygularımın yerine koymak istiyorum… “Saniyeler yazmak” hayal ediyorum ve yoruluyorum. Sensizliğin yorgunluğuyla seni arama gücümü de kaybediyorum. Yaşama hissimi dünle taşıyorum. Yoksun çünkü doğru yerdesin, yanımda olduğunda da doğru yerde olmanı diliyorum…   Fakat olmadığındaki doğruluk hali beni güçsüz bırakıyor… Ve bu çaresizlik bana vahdeti hatırlatıyor…

.

O istemezse olmuyor ve O isterse oluyor… Ve bu çaresizlik bana aczimi hatırlatıyor…

.

Bilir miydin uzak diyarların yolcusu olma girmiş sevdamıza

Aklımızı almış atlastan cepkenli olma hülyaları

Ve dünyamız olmuş dünyası Rahman olmuş bir yiğit,

Uzaklaşmışız anadan, yardan ve diyardan

Artık sende yoksun bu yerde bende…

Ben seni kimde göreyim ve sen beni artık göremeyeceksin

Şimdi senle kaldı dünüm ve yarınımda sen varsın…

 tolstoy.jpg

11 Yorum »

  1. Kemal Abi,

    Gurbette olan sen misin ben miyim ayırt edemedim bir an. Yazdıkların sanki bizi de gün be gün gurbet acısıyla sarsıyor. Bizi de dedim çünkü benimle aynı hisleri paylaşan birilerinin varlığına inanıyorum.

    Gurbette olan çok arkadaşım, akrabam, tanıdığım oldu ancak hiçbirinde gurbetin bir insanın kalbine böylesine bir uzaklık, yarımlık, yalnızlık hissi yükleyebildiğine şahit olmamıştım.

    Belki de sendeki vefa ve bağlılık aslında her insana eşit yüklenen gurbet sancılarını böylesine kesif aksettiriyordur. Bu yazıyı okuyunca kalbim “hiç halleşemediğim dosttan” ayrı olmanın ıstırabını yüklendi yine. Ruhlarımız hep gurbette, hep gurbette.. Ve öyle batak bir yerindeki gurbetin, buradan ne ayrıldığımız Sevgili’ye bir mektup yazmak mümkün, ne de O’na kavuşmak için birkaç ihlaslı adım atmak.. Halbuki O’nun kolları şefkatle sarmak için bizi bekliyor..

    “Ve ona kendi ruhumdan üflediğim zaman..” diye buyuruyor ya ayetinde, O’ndan bir iz taşımakla ne kadar şerefli olduğumuzu da anlatıyor bize. Başka bir ayetinde ise “Onu aşağıların en aşağısına indirdik” derken de cüzün küllden ayrı iken bir değerinin olmayacağını mı anlatıyor yoksa?

    Esamesi okunur mu hakiki gurbetin yanında, insanın toprağından ayrılmasının? Gaflet ne büyük nimetmiş gerçekten! Gaflet ne büyük nimet.. kimi zaman..

    Hakiki gurbetimizin gafletinde olmasak nasıl nefes alıp verirdik?

    Selamlar,

    Yorum�Yorumlar yazan: Hatice — Temmuz 17, 2007 @ 12:21 pm

  2. Sevgi güzeldir, sevgili sevgiyle güzel olur, sevgiliyi güzelleştiren sevgidir, sevgili güzeldir, sevgili tüm sevgisini içimize akıtsın.

    Sevgili sevgiyle sevgili olur, sevgili sevgisiyle bizi de sevgili yapar, sevgilenelim, sevgileşelim, o zaman alem de bize sevgili olur.

    Yorum�Yorumlar yazan: Özgür — Temmuz 18, 2007 @ 9:37 am

  3. Hatta sevgi bizi güzelleştirsin…

    Sevgili sevgisiyle kendini bize sevdirsin, biz de sevgili olalım, biz de güzelleşelim…

    Yorum�Yorumlar yazan: Özgür — Temmuz 18, 2007 @ 9:41 am

  4. Sevgilinin sevgisiyle güzelleşelim, sevgiliyi severek sevgiyi içimizde tutalım, sonra sevgili bizi de güzel görsün, sonra bizi de sevsin

    Yorum�Yorumlar yazan: Özgür — Temmuz 18, 2007 @ 10:43 am

  5. Sevgiliyi sevgiyle kalbimizin ucuna iliştirelim, sevgilim diyelim

    Yorum�Yorumlar yazan: Özgür — Temmuz 18, 2007 @ 10:53 am

  6. Hasretini o kadar güzel ifade ediyorsun ki, gurbet günlüklerini okudukça birilerini özleyesim geliyor:) Çok hoş ve geniş bir gönlün var. Senin yanında ne kadar vefasız olduğumu düşünüyorum. Burada çok şey öğreniyorum, sağol Kemal Abi.

    Yorum�Yorumlar yazan: saliha — Temmuz 18, 2007 @ 11:44 pm

  7. Hatice’ye,

    Kardeşim gölüne sağlık. Notların o denli samimi ve emek verilerek yazılıyor ki, acaba yazıyı kaldırıp Hatice’nin notunu mu koysam diyorum. Yazılan satırların dostlar tarafından önemsenmesinden dolayı mutlu oluyorum.
    Gurbet bahsindeki hissiyatıma gelince, meselenin bir yönünü “Neden hüzün kokar sözlerim” yazısında bahsettim. Bir yanıda şu ki, tecrübe ettiğim kadarıyla gurbetten gurbete sahiden çok fark var. Geçenlerde evdekilerle konuşuyorum, kardeşim üniversite sınavına girdi. Onun için ya onu (şehir dışını kasdederek) gurbete göndermeyelim dedikleri zaman kendi kendime güldüm. Şimdi buralarda da gurbette olup ailesi ile kalanların ciddi sıkıntı çekmediklerini görüyoruz. O nedenle ailesi ve akrabalarıyla yaşayan gurbetçiler için ya benim başka bir tabir bulmam lazım yada bizim durumumuzu başka şekilde açıklamam lazım. Bİraz dertleşme gibi olacak bu notum, abine vakit biraz vakit ayırırsın artık. Amerikada olmak sahiden tüm kategorilerden çok farklı, özellikle Avrupa ile mukayese edildiği zaman. Birde kaderin tecellisi öyle bir şehirde kalmak nasip oldu ki bize, neredeyse buralara ilk gelen Türkler biziz ve koca şehirde bir avuç insanız. Samimi bir ifade olacak :) , kardeşim sana nasıl anlatayım, uzayda gibiyiz.
    Bir büyüğümüz garibin tarifini yaparken “garip vatanından uzakta olan değil, hali ve kali çevresindekiler tarafından anlaşılmayan insandır” demişti. Şöyle hayal et, 1 yıl boynca sadece hep aynı sekiz on insanla konuşabildiğini, hele İstanbulda tel defterinde 850 isim kayıtlı biri için ilk yıl çok zorlandım. Bir hatıramı paylaşayım, bir ziyaret için bulunduğumuz yerden bir defa 6 ay önce çıktım ve Newyork’a gittim. Orada bir Türk düğününe götürdüler, karşımda iki yüz civarında Türk görünce mübalağa etmiyorum şok oldum. Şimdi öyle bir ortam da kalanlarınkide gurbet ama dedim ya hepsi derece derece farklı. Tabi birde işin omuz yönü var. Bizim cılız omuzlarımıza bu yük galiba ağır geldi. Bu kadar vaktini israf ettiğim yeter. Sagolasın hissiyatıma ortak olduğun için.

    Allah hepimizin gurbetine hicret ecri versin duasıyla…

    Yorum�Yorumlar yazan: akademim — Temmuz 20, 2007 @ 5:21 pm

  8. Çooook kıskandım yaw aranızdaki muhabbeti ve itiraf ediyorum bu haticeye yazılanlara bende kulak misafiri olmuş oldum.
    Bu arada
    “karşımda iki yüz civarında Türk görünce mübalağa etmiyorum şok oldum.”
    ifadesi müthiş :) )
    hoşçakalın
    kıskanç ayşegül

    Yorum�Yorumlar yazan: serefraz — Temmuz 21, 2007 @ 1:02 am

  9. Sefalar ve güzellikler getirdiniz Özgür,

    Sizinle de en kısa zamanda “Bloglar Mahallesi” komşuluk ilişkilerimi geliştirmek istiyorum.
    Latif yorumlarınız için teşekkür ederim. Saydım, yorumlarınızda sev kökü ile yazılmış on beş kelime kullanmışsınız. Galiba biz sevmeyi öğrenebildiğimiz gün O’nun hakiki sevgisine mashar olucaz. Aklıma konuyla belki yakın ilgisi yok ama bildiğiniz şu söz geldi, ” ben O’nu anlatmakla O’nu övmüş olmuyorum, O’nu anlattığımdan ötürü kelimelerimi övmüş oluyorum”.
    “Sevdikçe güzelleşmek” ne harika bir tespit sahiden, benim serlevha sözlerim arasındaki yerini aldı.

    Muhabbet ve dua ile, ziyaretlerinizin sürmesini dileriz.

    Yorum�Yorumlar yazan: akademim — Temmuz 21, 2007 @ 7:30 am

  10. Ayşegül’e,

    Oy oy oy Ayşegül Hanımlarda buradalarmış :) Elhamdülillah yahu sizin o bize omuz verdiğiniz ilk günlerdeki sıcaklığınızı yeniden en içten haliyle tekrar hissettik. Latife bir yana iyiki geldin iyiki…
    Kıskanmayalım muhterem dost, çalışınca oluyor :)

    Senin vesilenle bir paylaşımda bulunayım yazı hakkında. Bir büyüğümüzün bir zaman şöyle bir serzenişi olmuştu. “Arkadaşlar yıllarca beraber kalıyorlar, aynı tasa kaşık sallıyorlar fakat ne yazık ki biribirlerinden mekan olarak ayrılınca herşey bitiyor. Ben buna anlam veremiyorum, ARKADAŞLARIMIZ BİRBİRLERİNE AŞIKANE MEKTUPLAR YAZMALILAR” demişti. Bu söz benim o günlerden itibaren kulağıma küpe oldu ve dostluklarıma daha ziyade önem vermeye özen gösterdim. Tüm dostlara da tavsiyem, birbirlerine zaman ayırsınlar, arasınlar, yazsınlar ve hediyelerle ilişkilerini daima sıcak tutmaya baksınlar. Dost kolay bulunmuyor fakat bizler maalesef çok nezih çevrelerde büyümenin rahatlığıyla, nasıl olsa etrafımda daha birçok muhterem insan var şuuraltı rahatlığıyla çok kolay insan harcıyoruz.

    Hee bu sözlerim Ayşegül’e değil elbette, onun talihsizliği içimi dökeceğim an ile onun notunu yazdığım anın kesişmiş olması, hakkını helal etsi artık. :)

    Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz… :)

    Yorum�Yorumlar yazan: akademim — Temmuz 21, 2007 @ 7:46 am

  11. Saliha’ya,

    Senin notların ile ilgili yazdıklarımda kendimi sınırlamaya karar verdim, yoksa bir insan daha benim nazarıma kurban gidecek. Ama tekrar itiraf etmekten kendimi alamıyorum, senin hissiyatın beni çok motive ediyor Saliha, gönlüne sağlık.
    Bu “Senin yanında ne kadar vefasız olduğumu düşünüyorum.” cümlene de kızaran yüz var ya onu koyduğumu düşün, çünkü nasıl konuyor bilmiyorum. Aman vefasızlıklarımı ne maharetle saklamışım helal olsun bana…
    Burada çok şey öğrenme nazarıda senin güzelliğine ait. Bende sizin ziyaretlerinizden çok şey öğreniyorum, sagolasınız. Akademiniz size her zaman açıktır, buyurun gönlünüzce.

    Bu dua ile notu bitirme adetini sevdim, bir hayra vesile oluyor inşallah.
    Bahtın hep açık olarak hayır peşinde koşasın Saliha….

    Yorum�Yorumlar yazan: akademim — Temmuz 21, 2007 @ 7:54 am


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.