akademim

Haziran 30, 2007

“Siz çok özelsiniz…”

Kategori: Karekter Eğitimi Akademim — akademim @ 12:47 am

gokyuzu.jpg 

[ Kemal Sadık – TX, USA ]

.

[ Bu çalışma, benimde 3 yıl yer aldığım "Karakter  Eğitimi  Arge  Ekibi" tarafından tamamen özgün şekilde hazırlanmıştır. Bazı maddeler sizde heyecan uyandırırken, bazıların uyandırmaması gayet normaldir. Çünkü çalışma, tüm karakter motifleri gözönüne alınarak yapılmıştır. İstifade edilmesi temennisi ile...] 

.

Hatırlanacak 23 Şey ve Asla Unutulmayacak Tek Şey 

  1. Varlığınız dünyaya bir armağandır.
  2. Eşsiz ve türünüzün tek örneğisiniz.
  3. Yaşamınız, olmasını istediğiniz şekilde olabilir.
  4. Günleri birer birer yaşayın.
  5. Dertlerinizi değil, nimetlerinizi sayın.
  6. Ne olursa olsun başaracaksınız.
  7. Kendi içinizde pek çok yanıt var.
  8. Anlayın, cesaret edin, güçlü olun.
  9. Kendinizi sınırlamayın.
  10. Çok fazla hayal gerçekleştirilmeyi beklemektedir.
  11. Kararlar, şansa bırakılmayacak kadar önemlidir.
  12. Zirve noktanıza, hedeflerinize ve ödülünüze odaklanın.
  13. Hiçbir şey endişe duymaktan daha fazla enerji harcamaz.
  14. Kişi bir sorunu sırtında ne kadar çok taşırsa, sorun o kadar ağırlaşır.
  15. Olan biteni çok fazla ciddiye almayın.
  16. Pişmanlıklarla değil, tatlı anılarla dolu bir yaşam sürün.
  17. Küçük bir sevginin uzun bir yol kat edeceğini unutmayın.
  18. Çok fazlasını ise sonsuza kadar süreceğini unutmayın.
  19. Arkadaşlığın akıllı bir yatırım olduğunu unutmayın.
  20. Yaşamın hazineleri, dayanışma içindeki insanlardır.
  21. Hiçbir zaman çok geç olmadığını bilin.
  22. Sağlıklı, umut dolu ve mutlu olun.
  23. Yıldızlara bakıp dilek tutmaya vakit ayırın.

.

        Ve unutmayın… Tek bir gün bile… “Siz çok özelsiniz…”

11 Yorumlar »

  1. bunlar güzel tavsiyeler ve aslında bir çoğu herkesin ortak ihtiyacı. fakat bunlara “gerçekten” inanmak için ne yapmalı?

    selamlar,

    Yorum�Yorumlar yazan: Hatice — Haziran 30, 2007 @ 11:55 am

  2. Hatice özledik seni…

    Senin hem dugusal hemde ciddiyet içeren yorumların bizim için çok kıymetli.
    Bu tavsiyeler aslında çoğumuza boş gelir ve bunu uzman olmadığımız bir saha olduğu için itiraf edemeyiz. Aslında bu gibi tavsiyeler islami bir süzgeçten geçirilmeden bize servis yapıldığı zaman “bir çuval keçi boynuzu çiğneyip, bir dirhem bal elde etmek gibi…” bize pek birşey kazandırmaz. Tersi durumda ise bu tavsiyelerden istifade etmek için “tiryak hasta olana şifa verir” hükmünce ihtiyaç sahibi olmak lazımdır. Açıkçası ben çoğumuzun “gerçek dert” mahrumu olduğumuzu düşünüyorum. Yurt dışına çıkınca bunu daha iyi anladım. Herşeyin verasında incelikle bir vizyon yenilenmesine gitmek ve ufuk irtifamızı arttırma çabasına girmemiz gerekiyor sanıyorum.

    Zora talip ehil gönüller olarak inayete olan ihtiyacımızı en derinden duymamız duası ile…

    Yorum�Yorumlar yazan: akademim — Haziran 30, 2007 @ 4:22 pm

  3. Gerçek derde parmak basarken çok haklısın Kemal Abi. Son zamanlarda yürüdüğüm yolların sık sık inip çıkması, içinde bulunduğum kaygı ve mutsuzluk hali beni bir özeleştiri yapmaya itiyor zaman zaman. Kendimle ilgili meselelerde akl-ı selim düşünebildiğim nadir zamanlarda keyifsizliğimin en temel sebebi olarak “gerçek dert”ten uzaklaşmış olmamı görüyorum. Bu nasıl bir süreçtir? Gerçek derdi insanın sadrına leylekler mi bırakır, sonra dönüp bıraktıkları gibi bir çırpıda geri mi alırlar? Aşk-ibadet ekseninde dengeyi ne yaparız da kaybederiz? Sonra bir daha onu kazanmak için ne yapmalıyız? Hayatımızın olmazsa olmazı “hizmet”in tadı niçin kaçıverir? İnsanlara mı katlanamayız? İnsanları mı bize katlanmak zorunda bırakırız? İmtihanlar inceldikçe bizim de terazimizi inceltmemiz lazım. Galiba burada başarısızlığa düşüyoruz. O halis ideallerin suyunu bulandırınca hiçbir karakter eğitimi önerisi işe yaramayacaktır. Hadi hepsine eyvallah da şu özel olma durumunu kabul ettiremiyorum kendime. Hayır, özel değilim. Sadece bana ait olan hangi şahane vasfım var ki? Sıradan biriyim, sıradan düşünüyorum, sıradan yaşıyorum. Niye?
    “Sıradanlığı özelleştirecek iksiri kaybetmişim…”
    “Hatice sen özel birisin” dedirterek özgüven tazelemeye gelmedim buraya dostlar :) Durumumu analiz ettim o kadar. İksirimi bulup verirseniz, en makbulü olacak…
    Sevgiler,

    ps. dogrusu ben de uzun uzun yazmayı özlüyorum. bu sayfa da sen de benim icin kıymetlisin Kemal Abi. Hakikatleri konuşan az insan kaldı zira..

    Yorum�Yorumlar yazan: Hatice — Haziran 30, 2007 @ 6:19 pm

  4. -Aşk-ibadet ekseninde dengeyi ne yaparız da kaybederiz? Sonra bir daha onu kazanmak için ne yapmalıyız? Hayatımızın olmazsa olmazı “hizmet”in tadı niçin kaçıverir? İnsanlara mı katlanamayız? İnsanları mı bize katlanmak zorunda bırakırız?- yani bu kadar olur ancak, tam dört yıl bu soruları bende soruyorum kendime, ne okul gidiyor ne hizmet ne de aşk-ibadet, aslında bu soruların cevabını sen de biliyorsun ben de biliyorum sadece aklımıza getirmekten korkuyoruz gerçekle yüzleşmekten korkuyoruz. ve unutulmamalıdır ki herkes özeldir, kişi kendisi kabul etmese bile mutlaka bir başkasında özel bir yere sahiptir.
    hayat öyle veya böyle akıp gidiyor hatice, tek ilacımız sabır ve bol bol dua..
    baki muhabbetle

    Yorum�Yorumlar yazan: vaveyla — Haziran 30, 2007 @ 10:58 pm

  5. Özeliz çünkü tüm insanlara açılan bir anahtara sahibiz o da kendimiz, ne kadar samimi olabilirsek kendimize herhalde sorunlarımıza cevapları da o kadar kolay bulabiliriz.

    Yorum�Yorumlar yazan: Özgür — Temmuz 1, 2007 @ 8:58 am

  6. Hatta sorunlarınızı ve sorularınızı toplumsal olsun kişisel olsun (İnsan değil miyiz?) bir deftere yazmakla başlayacağınız bir egzersiz öneririm size.

    Yorum�Yorumlar yazan: Özgür — Temmuz 1, 2007 @ 9:22 am

  7. Bir de bir şekilde Abd’de yaşayan Türklerde bir defekt gözüme çarpıyor, Abd’lileşiyorlar galiba

    Örnek: http://ayhanozturk.wordpress.com/

    Yorum�Yorumlar yazan: Özgür — Temmuz 1, 2007 @ 9:43 am

  8. @Vaveyla’ya Münhasıran,insanlar bazen birşeyler dilerler ve akabinde Rabb’im hakkımda hayırlısı der ve devam ederler;Rabb’im hakkımda hayırlısı değilse açma bana bu çaldığım kapıları.Sen bunca zamandır uğraştım diyorsun,çabaladım diyorsun ama hala sorularına cevap arıyorsun.Rabb’im sana o aradığın cevapları emin ol çoktan gösterdi.Ama sen görmemekte inat ediyorsun.Kulum hakkında hayırlısı bu dedi ama sen nefsine yenilip bunu kabul etmek istemiyorsun.Her zaman dediğimi yine diyorum artık “VAZGEÇ”.Hayatı ne anlamda ve ne ölçüde SÜRDÜREBİLİYORSAN benim payıma düşen de buymuş de ve yoluna devam et ama artık HAYATI SÜRÜKLEMEKTEN VAZGEÇ.Üslubumu bağışlaman dileğiyle…

    @Akademi,her insanın hayat tarzı farklıdır.Sahip olduğunuz fikirler hakkında çok fazla fikir sahibi değilim. Ancak anladığım kadarıyla “kişisel” bir hayat terchininden çok daha toplumsal düşünen bir insansınız hakeze yukarıda yorumda bulunan arkadaşların yazdıklarından da öyle bir hissiyata sahip olduklarını anlıyorum.

    Bizden Ne Zaman İyi Haber Olur? bu yazınızda değindiniz ve benimde cevaben yazdığım yazıda bahsettiğim bir husus vardı;Hayatımızdaki ayrıntılar.Ancak şimdi ki yazınızda ki bir cümle beni biraz rahatsız etti ya da açıklanmaya muhtaç diye düşünüyorum.”Olan biteni çok fazla ciddiye almayın”.Olanı biteni ciddiye almamakla neyi kasdediyorsunuz.Eğer çevremizde olanı biteni dikkate almayacaksak o zaman çok farklı bir hayat istiyoruz demektir ki.Buradaki arkadaşların böyle düşündüğünü sanmıyorum.Yok yaşadıklarınızı ciddiye almayın diyorsanız o zaman insan yaşadıklarından ders alıp kendini nasıl sorgulayabilir.Kendini sorgulamayan insan içinde bulunduğu durumun müsebbibinin yine kendisi olduğunu nasıl anlayabilir.

    Zannımca burada kasdettiğiniz şey için kullanmanız gereken kelime “ciddiye almamak” değil “abartmamak” olmalı.”Sıkıntı yaşamış olabilirsiniz,derdiniz olabilir ama bunları abartmayın.Dünyanın en dertli insanı değilsiniz ya.Ki öyle olsanız zaten dünyanın en bahtiyar insanı olurdunuz.”şeklinde olmalıydı.Yorum yazınızda bu hususa değinmişsiniz.Bu tip ifadeler ehil olmayanın elinde tehlikeli sonuçlar doğurabilir.Bunu birkez tecrübe ettim ona binaen söylemek gereği hissettim.Üslubumun kırıcı olmadığını ümit ederim.

    @Hatice,neye inanırsa inansın,insanın inandığı birşeyde dipdiri kalması “TAŞA” baktığı zaman bile o inandığı şeyi görmesiyle mümkün olabilir.Hayatın bu debdebesinde bunun başka bir yolu olduğunu da sanmıyorum.

    Son olarak her insan hakettiği kaderi yaşar.Hayatımızda ters giden birşeyler varsa demekki yanlış kapıları çalışıyoruz.Muhabbetle.

    Yorum�Yorumlar yazan: Suskun — Temmuz 1, 2007 @ 2:27 pm

  9. Hangisine kulak vereceğiz;
    Sıfır-Sifir ufuklarında dolaşmaya mı yoksa Özelsin-Eşsizsin sözlerine mi …
    Nefsimizi her defasında yerden yere vurmaya mı yoksa kainata bir armağan olduğumuz düşüncesine mi…
    Olup biteni çok fazla ciddiye almamak mı olacak düsturumuz yoksa ayağımıza diken batsa bile bir sebebi vardır hassasiyeti ile mi yaşayacağız…
    Zannımca hepsi olmalı belli düzeyde zihinlerimizde.
    ‘Bir zaviyeden bakınca tezat gibi görünen’ bu maddeler, insanın ‘gönül’ isimli mini ecza dolabında bulunmalı, zamanı geldiğinde açılmalı ve hangisini kullanmak gerekiyorsa o alınmalı.
    Nice zaman oluyor ki karşılaştığınız insandan tiksiniyorsunuz; kendine olan özgüveni ile sanki karşı ki tepelerle yaratışsal bir bağı var gibi…
    Kimi insan da görüyorsunuz ki kendini sıfırlamayı, güçsüzlük ve tembellikle karıştırmış…
    Kimi insan oluyor ki nefsine hakaret ederken ümidinin belini kırıyor, kimi de var ki neredeyse mehdiliğini ilan edecek kainata armağan olma hisleri ile…
    ve kimileri de var ki yağmur yağsa ıslanmaz başkaları kuru havadan nem kaparken…
    İşte biz dışarıda bu tür insanlar ile karşılaşabileceğimiz gibi kendi şahsi dünyamızda da bu tür insanları temsil eden ruh haletlerimizle karşılaşabiliriz.
    Bence çare tüm bu maddeleri bir ilaç gibi değerlendirmek. Hangisinin vakti geldiyse hakkaniyetli ve samimi davranarak kendimize o ilacı vermek.
    Zira insan bazen övülmeye ihtiyaç duyuyor bazen uyarılmaya; bazen dertlenmeyi arzuluyor (yada dertlenmesi gerekiyor) bazen de moral bulmaya…

    Teşekkürler akadamim…

    Yorum�Yorumlar yazan: Yusuf Binadem — Temmuz 1, 2007 @ 8:27 pm

  10. CIK CIK CIK
    Özel olmak simdi nefse dem vurur..
    Almiyim ben :)
    Siradanim
    Siradanim
    Siradanim
    Ne güzel siradan olmak..

    Kendimi bir an hipnoz odasinda deli bi doktorun karsisinda hissettim. Bunlari bana tek tek siralayarak uyutup, güzel bir rüya görmemi saglamak için benden para koparan..

    Ama gerçekler acidir. Ben artik 5 yasinda küçük bi kiz çocugu degilim. Hayallerim umutlarim ve beklentilerim de yok. Aslinda eski ben olsaydi, 23 lük listeyi aldim kabul ettim derdi :) Simdi ise belki belki belki 4 numaradaki “ögüt” olabilir. “Bugünü yasamakla yetinin.” tercümesi olsun benim için. Hatta bugünüde olmasi, su ani olsun çünkü ben açikçasi 1 saat sonrasi için bi plan dahi yapmadim :( Hayat beni ne yöne dogru savuruyorsa saddak diyor yola devam ediyorum ömrümün yettigi kadar.

    Peki, ben bunlari neden yaziyorum? Liste hayali geldi bana.
    Öyle iste :)

    Yorum�Yorumlar yazan: Ayse — Temmuz 2, 2007 @ 11:13 am

  11. “Hiçbir şey endişe duymaktan daha fazla enerji harcamaz.”

    İşte bu, benim tek derdim bu… :(

    Birde ben gerçekten özel miyim şimdi!!
    Aslında bütün insanlar fıtratlarında özel olabilme sıfatını taşıyorlar.Eğer bu özelliklerini işleyip ortaya çıkartabilirlerse…

    Mevla buyuruyor ayeti kerimesinde:
    ” Sizin en hayırlınız takvaca en üstün olanınızdır.”
    insan ona güzel kul olmaya çalışırsa işte o zaman özel de oluyor.
    ( hak katında )
    insanların gözünde ise: Yine habibi Kibriya müjdeliyor.:

    “Allahu Tealâ bir kulu sevdiği zaman Cibril’i çağırır ve ‘ben falanca kulumu seviyorum, onu sen de sev’ buyurur. Cibril de o kulu sever. Sonra gök ehline seslenerek; ‘Haberiniz olsun, Allah falanca kulu seviyor, onu siz de sevin!’ der. Onu gök ehli de sever. Sonra o kul için yeryüzünde kabul ve kullar arasında ona karşı sevgi konur.”

    İşte işin özü bu galiba…

    Eskiden kişisel gelişim çok okurdum..Bazı sıkıntıları aşmam konusunda bana yardımcı oldu diyebilirim o kitaplar. Karakterime olumlu etkiler yaptı, ama beni mutlu etmeye yetmedi… Anladım ki sonra, insanda iman eksikliği ve teslimiyetsizlik olunca isterse dünyalar onun olsun hiçbir şekilde hiçbirşeyden tatmin olmuyor.Şimdi o kitapları okumayı pek sevdiğim söylenemez.Orhan veli diyor ya:

    “Ah dostum derdim başka” Evet biliyorum ki benimde derdim başka..

    Kemal abi bloğuna çok kıymetli dostlar teşrif ediyorlar şanslısın gerçekten..insan yorumlarını okumaktan büyük keyif alıyor..bu konuya dairde çok güzel analizler yapmışlar….

    Eee blog nezih olunca ;)

    Selamlar….

    Yorum�Yorumlar yazan: seyyahca — Temmuz 28, 2007 @ 12:29 pm


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.