Bilir misin posta kutusunun gözyaşı nedendir?
Gurbet yolcusu her akşam eve döndüğünde, önce posta kutusuna yönelir. Avuçladığı banka mektupları, fatura postaları arasında hep bir hasret mektubu arar, kendi kendine bu gerçeği itiraf etme cesaretinden yoksun. Ve avuçladığı her mektupsuz posta, bir avuç ümidini daha tüketir içinden. Belki iletişim imkanlarının ulaştığı nokta halleşmek için yetecektir ama, yolcu memleket kokan mektubu hep dört gözle bekleyecektir…
Posta kutusunu güldüren bir mektubun hikayesinin günlüğe düşen gölgesidir…
04.23.07 – Pazartesi
Hamal yükünün ağırlığına daha fazla takat getiremediğini anlayınca yükünü indirmek üzere geriye doğru bir hamle yapar. Fakat yükün ağırlığını indirme sırasında dengeleyemeyerek geriye doğru düşerek belini çatlatır. Şimdi kabahatli kimdir, ya da ortada bir kabahat var mıdır bilinmez, yükümüzü hafifletelim derken kalbimizi incittik ve kırdık galiba. Bazı çatlaklar ayni gibi tedavi olsa da bazılarını kapatmaya bir ömür yetmiyor. Dua edelim inayet eli merhamet edip bu derde derman göndersin ve bizi bu ağır vebal altında kalmaktan kurtarsın. Bazı yazılanların anlamları yalnız bu notların sahibine ayan olsun, şerh etmek isteyen kendi penceresinde kendi dertlerine yorsun.
Bugün sekiz ayı geride bırakmaya günler kala güzel bir gelişme oldu. Türkiye’den, ailemden kocaman bir mektup aldım. Bir canlıyı kucağıma alır gibi şefkatle baktım ve bir süre açmaya dahi kıyamadım. Evvela mektubun üzerinde ablamın el yazısıyla yazılmış malum mektup için gereken bilgiler gözüme değdi. Bir süre baka kaldım, sevdiğim bir insanın el yazısına bile ne kadar hasret kaldığımı anladım. Daha sonra özenle açtıktan sonra benim için hazırladıkları sürpriz güzelliklerle yüzleştim. İçinden bir mektup zarfına sığmayacak mutluluklar ve hasretler dökülüverdi. Evvela iki aylıkken bıraktığım yeğenimin fotoğraflarıyla hem dem oldum. Daha sonra doğum günüm için hazırladıkları bir foto mektuba uzun dakikalar tutuklu kaldım. Hayatımda ilk defa böylesi anlamlı bir doğum günü hediyesi aldım. Eski fotoğrafları bir mektup sayfasında bir araya getirerek bir hayat serencamesi fotoğrafı hazırlamışlar. Aynı zamanda mazi ile anı bir arada yaşadım ve yarınlar adına boş fotoğraf mektuplarını zihnimde doldurdum. Ve tabi bir de yazdıkları mektup çıktı zarfın içinden. Cesaretimi toplayarak, kanepeye kendimi bıraktım ve bir duygular mozaiği halindeki ruh haletimle art arda iki defa okudum. Antika bir eşyayı görmeden dokunup ayrıntılarını hissetmek gibi… Kelimelere her dokunuşla ruha akan nice manalar ruhumda kanatlanıp, his dünyamı uyandırırken üç sayfalık mektubun sonu göründü. Hiç bitmeseydi derken, bu dünyadaki her mutluluk ve elemin sonlu olması gibi mektubunda elbette sonunun gelecek olması sonsuz kavuşmalar için sabretmemize vesile olsun temennileriyle mektubun ruh dünyama düşen gölgesinin tarifini noktalayalım.

